Halil öncelikle Rusya'daki başarından dolayı tüm atletizmsevenler adına seni bir kez daha kutlamak istiyorum. Belirli bir çaba ve emeğin karşılığının muhakkak bir gün alınacağını gösterip, atletizmle uğraşan gençleri umutlandırdığın için de onlar adına sana teşekkür ederim.
Halil atletizme nasıl başladın? Sadece Rehberlik dersinden kaçmak için girdiğin okul takımı sayesinde tesadüfi bir başlangıç mı yoksa atletizme bir merakın var mıydı? Öncelikle atletizme başlamam tamamen tesadüf. Spora alakam vardı ama atletizme herhangi bir ilgi ve alakam yoktu. Ortaokul 3. sınıfın ikinci döneminde rehberlik dersinin olduğu saatte, okulun atletizm seçme yarışmaları vardı; bir arkadaşım -zaten okulun atletizm takımındaydı- bana sen de gel birlikte katılalım dedi, ben de kabul ettim, okul takımına girdim ve atletizme ilgi ve alakam arttı. Sizin de bildiğiniz gibi Türkiye'de spor denilince akla ilk gelen futbol. Diğer branşlara tamamen amatör gözüyle bakılıyor. Benim de o yıllarda atletizme bakışım bu doğrultudaydı.
Mesafe olarak asıl branşın nedir atletizmde? Her ne kadar Rusya'daki şampiyonada statü olarak 3000 mt engelli koşusuna yer verilmediyse de 1500 metrede elde ettiğin dünya dördüncülüğü branş noktasında kafanda değişikliklere sebep oldu mu? Mesafe olarak asıl branşım 3000 mt engelli, ama iyi bir 3000 engelli kaşabilmek için 1500 metreci kadar süratli,5000 metreci kadar dayanıklı olmak gerekiyor. Zaten böyle olduğu zaman tüm mesafe branşlarında derece kendiliğinden geliyor. Bunu bana birçok kişi söyledi; ama Rusya'daki yarışta 1500 metrede 4.' ncü olmam kafamda herhangi bir değişikliğe sebep olmadı. Çünkü ne kadar süratli ve ne kadar dayanıklı olursam o kadar iyi kosacağımı biliyorum.
Antrenörün Ramazan KUTLU şüphesiz başarında etken bir isim. Antreman düzeninden söz eder misin? Elbette koşacağın yarışa göre uyguladığın farklı yöntemler vardır. Ama genel olarak Halil AKKAŞ' ın antremanı nasıl geçer, gün içinde bunun için ne kadarlık bir vaktini ayırırsın? Atletizm uğraşın dışında neler yaparsın? Günün nasıl geçer?Öncelikle atletizm çok zor bir spor; belli şartlar ve imkanlar sayesinde bir yerlere geliniyor. Bu konuda gerek federasyonumuz, gerekse kulubüm gereken tüm imkanları sağlıyor. Kışın hazırlık dönemimiz çok zor geçiyor, bunu iyi bir şekilde atlattığımız zaman başarı kendiliğinden geliyor. Hocam Ramazan KUTLU ile birlikte yıl içinde koşacağımız yarışlara karar verip ona göre antreman periyodu hazırlıyoruz ve ona göre gerekli kamp ve antreman yerlerini belirleyerek müsabakalara en iyi şekilde hazırlanıyorum. Genellikle günde 2 antreman yapıyoruz ve günlük ortalama 4,5 - 5 saatlik bir antreman programı uyguluyoruz. Antreman dışında dinlenmenin yanı sıra, müzik dinlerim. Ayrıca formula 1 yarışlarını çok severim.
1500 metre mesafesinde gerek Süreyya AYHAN' ın Avrupa şampiyonluğu gerekse senin dünya dördüncülüğün, Türk atletlerin gerek sürat (kısa mesafe) gerekse uzun mesafelerde neden derece yapamadıkları sorusunu akla getiriyor. Bu anlamda yaşanılan coğrafyanın mesafe seçiminde etken olduğunu düşünüyor musun?Ben buna katılmıyorum; çünkü her ne kadar sporcunun özelliği ön plana çıksa da herşey çalışmakla oluyor. Artık bu başarılar birer göstergedir ve ben Türk sporcularının gerek Avrupa gerek Dünya Şampiyonalarında gereken madalyaları topluyacaklarına inanıyorum. Şu an Türk atletizmi olarak çok genç bir kadroya sahibiz; inanıyorum ki en kısa sürede Türk atletlerin özelliklerini tüm dünyaya göstereceğiz.

Bizlere yaşattığın onur için muhakkak belli bir özveri ve yaşamındaki temel düzenlerden taviz verdin. Bunun yanında biliyoruz ki okulunda devamsızlıktan kaldın. Tüm bunları da içine alarak genelde spora özelde ise atletizme bu sporun içinden biri olarak gerekli önemin verildiğini düşünüyor musun? Erman TOROĞLU spor sayfalarında belli başlı isimlerin ve magazin dünyasının önde gelenlerin isimlerinin yer aldığını ve "Nerede Halil AKKAŞ?" şeklinde bir serzenişi var. Nerede atletlere dair haberler Halil?Sporla okul birlikte olmuyor. Eğer ikisini de birlikte idare etmek zorunda kalırsan her iki kulvarda da hedeflerini küçük tutman gerekiyor. Ben de bu ikili arasında atletizmi seçtim. Bazı futbol yazarlarının başarı geldiği zaman atletizmden bahsetmesi bence çok büyük bir olay. Avrupa ve Dünya arenasında final ve madalya sayımız arttıkca bu spor yazarlarının atletizme olan ilgi ve alakaları artacaktır. Bu olayda futbol yazarlarının futbol dışında başka bir spor dalı olduğu ve buna destek olunması gerektiği bilincinde olup artık spor sayfaları sadece futbolun değil; diğer spor dallarının da Türkiye' de var olduğundan bahsedecektir.

Yurtdışındaki kamplarda ve katıldığın yarışlarda bu sporun yabancılar için ne anlam ifade ettiğini bire bir gözlemledin. Bu anlamda aramızda ne tür farklılıklar var? Ülkemizde neler yapılabilir bu noktada? Diğer ülke sporcuları müsabakalara tamamen profesyonel bir şekilde hazırlanıyorlar. Çünkü imkan ve şartları biraz daha farklı. Türkiye'de bazı imkanların verilebilmesi için öncelikle kendi çabanla bir yerlere gelmen gerekiyor ve daha sonra kapılar sana sonuna kadar açılıyor. Ama diğer ülkeler sporcularına küçük yaşta gereken tüm desteği sağlıyor ve ileride o spocu zaten sponsorlar ve kostuğu yarışlarla bazı iyi olanaklara kendiliğinden sahip oluyor.
Malum atletler belli bir yaştan sonra sosyal güvence arayışına girmekte ve hem işini hem de atletizmi birlikte yürütmekte zorlanmakta ve atletizmden zamanla uzaklaşmaktadır. Bu anlamda gerek klubün Enka, gerekse sponsorların Vestel ve Puma sana ekonomi noktasında gerekli desteği sağlıyor mu? Bunun dışında sana gerek maddi gerekse manevi olarak destek çıkan birileri var mı? Annenin fonksiyonu nedir üzerinde, onun hayır duaları başarında etken midir? Evet gerek kulubüm ENKA, gerekse sponsorum Vestel ve Puma gereken maddi ve manevi tüm desteği sağlıyorlar. Bir sporcunun kafası maddi ve manevi yönden rahat olduğu zaman başarısı daha da artıyor. Annem ve ablam bana her yönde yardımcı oluyor. Bu başarılarımda onların da payı çok büyük. Buradan hepsine çok teşekür ederim.
Rusya'da 1500 metre ile 3000 metre arasında bir tercih ikilemi yaşadınız. Sonuçta yarış geride kaldı. O süreçten biraz bahseder misin? Neler geçti kafandan? Cüneyt KORYÜREK sadece 1500 metre koşma imkanın olsayda rahatça madalya alabileceğin tespitinde bulundu. O sürece bir şekilde bir daha dahil edilsen stratejin ne olurdu? Öncelikle Rusya' daki Dünya şampiyonasında hem 1500 mt hem 3000 mt' ye kayıt yaptırmıştık. Oraya vardıgımızda tek tercih yapalım ve başarılı olalım diye 3000 mt' yi seçtik. Ama iki branşa önceden kayıt yaptırdığımız için IAAF kuralları gereği iki branşda da koşmamız gerekiyodu. Mecburen iki branşı da koştuk ve ikisinde de finale kalınca oturup bir branşa ağırlık vermemiz gerekiyordu. Biz de hocamla birlikte 1500 mt'yi seçtik ve ona ağırlık verip 3000 mt' yi es geçmek zorundaydık. Bana herkes aynı şeyi söyledi; ama ben eğer 3000 mt seçmelerinden sonra 1500 mt seçmesine çıkmasaydım iki branşda da diskalifiye olcaktım.
Bundan sonra hedefin nedir? Bizler Halil AKKAŞ'ı hangi platformlarda madalya peşinde koşarken göreceğiz? Bundan sonraki hedefim Ağustos ayında Isveç' in Göteborg kentinde yapılacak olan Avrupa Şampiyonası' nda şampiyon olmak. En büyük hedefim ise 2004 yılında sakatlığımdan dolayı katılamadığım Olimpiyatlarda, 2008' de madalya almak.
Alttan gelen genç atletlere genel olarak tavsiyen ne olacak? Nasıl bir çalışmanın içinde olsunlar ki başarıya uzanabilsinler? Alttan gelen gençlere tavsiyem; atletizm çok zor bir spor, belli şartlar ve imkanlar doğrultusunda bir yerlere geliniyor. Herşeyden önce sabırlı olmak gerekiyor, daha sonra başarı kendiliğinden geliyor.
Halil'ciğim röportaj için bizleri kırmadığından dolayı sana teşekkür ediyor, başarıların devamını diliyorum. İlginize çok teşekkür ederim.
Röportaj Tarihi :
09.04.2006
Röportajı Yapan : Mustafa CEYLAN (www.abdilceylan.com editörü)
Bu röportaj 14623 defa görüntülendi